|
|
|
ÜYELİK |
|
|
|
|
|
Nasıl Üstesinden Gelinebilir?
Eğer sınav öncesi, sınav sırası ya da sınav sonrasında başa
çıkamadığınız bir kaygı duygusu yaşıyorsanız, düşünce tarzınıza ve
kendinizle olan diyalogunuza dikkat edin. Aşağıdakilere benzer ifadeler
kullanıyor musunuz?
• Eyvah, yine sınav yaklaşıyor ve ben çalışmamı yetiştiremeyeceğim.
• Bu sınavda başarısız olacağım ve herkes aptal olduğumu düşünecek.
• Çalıştığım halde kendimi yeterli görmüyorum.
• Zaman kalmadı. Hiç bir şey bilmiyorum, herkes çalışmasını bitirmiştir.
• Sınav günü geldi ve ben çalışmış olsam da nasıl olsa her şeyi
birbirine karıştıracağım.
• Eğer bu sınavda ortalamanın altında alırsam her şey berbat olur,
sınıfta kalabilirim, atılabilirim, hayatım mahvolur.
• Sınav soruları kolay görünüyor ama herhalde bir şey bilmediğim için
bana öyle geliyor.
• Benden daha iyiler olduğuna göre neden sınav kâğıdını ilk ben
veriyorum? Sorular bu kadar kolay olamaz. Ben yanlış anlamış
olmalıyım...
Eğer bu cümleler sizin kendinize sık sık tekrar ettiğiniz ifadelere
benziyorsa genellikle olumsuz ve kendinizi yenilgiye uğratan bir düşünce
tarzı içindesiniz demektir. Büyük bir olasılıkla sınav sonrasında
kendinizi, bildiklerinizi yapamamakla, dikkatsizlikle, süreyi iyi
kullanamamakla ve doğru yaptığınız soruları sonradan değiştirmekle
suçlarsınız. Bütün bunlar, gerçek dışı ve olumsuz beklentilerinizin,
potansiyelinizi kullanmanıza engel olması sonucunda ortaya çıkar.
Öyleyse ilk yapacağınız şey, sınav durumlarında kendinizle ne tür bir
diyalog içinde olduğunuza dikkat etmek ve bu diyalog esnasında
yakaladığınız olumsuz, gerçek dışı beklenti ve yorumları değiştirmeye
çalışmaktır. Örneğin, "bu sınavda başarısız olacağım ve herkes aptal
olduğumu düşünecek" ifadesi yerine, "Başarısız olmak ya da olmamak benim
elimde. Şansım var, bunu kullanabilirim. Başarısız olsam bile bu benim
aptal olduğumu göstermez." şeklindeki bir ifade, duruma daha gerçekçi
bakmanızı sağlayacaktır. Ya da karamsar falcılık yapıp, "eyvah yine
sınav yaklaşıyor ve ben çalışmamı yetiştiremeyeceğim" diyerek, kendinizi
bu kehanete inandırmak yerine, şunu söylemeyi deneyebilirsiniz: "Zamanı
bir düşman gibi görüp onunla savaşa girersem hem kendimi yıpratırım, hem
de enerjimi yanlış yönde harcamış olurum. Oysa önümdeki zamanı kendi
yararıma kullanmak benim elimde"... Kendinizle olan diyalogunuzda,
olumsuz ve kötümser düşünme biçimini yansıtan "eğer bu sınavda
ortalamanın altında alırsam her şey berbat olur, sınıfta kalabilirim,
atılabilirim, hayatım mahvolur" gibi bir ifade kullanıyorsanız bunu
şöyle bir cümleyle değiştirebilirsiniz: "Bu sınavda ortalamanın altında
alacağımı nereden biliyorum? Ayrıca bir sınavda ortalamanın altında not
almak dünyanın sonu değil. Bu sınavı hayatımın son şansı gibi görmekten
vazgeçmeliyim"... Yapacağınız şey, gerçek dışı, kötümser düşüncelerinizi
gerçek dışı bir iyimserliğe dönüştürmek değil, yalnızca gerçekçi
düşünmektir. Unutmayın; başarıya ulaşmanın ilk aşaması, kişinin kendi
potansiyelini doğru değerlendirmesidir. Nelerin eksik olduğuna ve neyi,
ne kadar öğrenmeniz gerektiğine ancak gerçekçi bir değerlendirme
sonucunda karar verebilirsiniz.
Kaygının zihinsel süreci olan "endişe" ile başa çıkmak için gerçekçi ve
olumlu düşünme biçimini benimsemeye çalışırken, bedensel süreci olan
"yoğun uyarılma" ile başa çıkmak için de gevşeme egzersizleri yapmayı
deneyebilirsiniz. Eğer kendi zihninizin ürettiği bu olumsuz düşüncelerin
tutsağı olmaktan kurtulursanız, endişelerinizin azaldığını ve artık
bedeninizden gelen sinyalleri de, eskisi kadar olumsuz yorumlamadığınızı
göreceksiniz. Ayrıca bunların, sınav öncesinden sınav sonrasına doğru,
aşama aşama kendiliğinden kaybolduğunu fark edeceksiniz.
Duygularınız, düşünceleriniz ve bedeniniz arasında sizi bile şaşırtacak
bir etkileşim vardır. Bu etkileşim, mutluluğunuza, başarınıza ve
sağlığınıza zarar veren silahlı bir çatışmaya da dönüşebilir; kulağınıza
çok hoş gelen bir senfoniye de... Bu sizin elinizde!
|
|