|
|
|
ÜYELİK |
|
|
|
|
|
Sınav Kaygısı Nedir?
Sınav öncesinde öğrenilen bilginin, sınav sırasında etkili bir biçimde
kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygıya
sınav kaygısı denir.
Sınav kaygısı iki ayrı boyutta ele alınabilir:
Endişe ve yoğun duygulanım:
Endişe performansa yönelik zihinsel bir süreçtir. Sınav sonucuna ilişkin
olumsuz düşünce, inanç ve beklentilerden oluşur. Yoğun Duygulanım
kaygının yarattığı fizyolojik uyarım sonucu bedenden gelen ve bedenin
olağan işleyiş dengesi dışına çıktığı mesajını veren sinyallerdir.
Aşağıdaki bölümde sınav kaygısı yaşayan kişilerin, kaygının endişe ve
duygulanım boyutlarını nasıl dile getirdiklerini gösteren bazı ifadeler
bulacaksınız.
Endişe: • Bu sınavda başarılı olamayacağım.
• Bu sınav sonunda her şey berbat olacak.
• Sınıftaki herkes benden daha zeki.
• Bu sınavda başarısız olursam not durumumu bir daha asla düzeltemem.
• Sınav sırasında bildiğim her şeyi unutabilirim.
• Kendimi yetersiz ve eksik görüyorum.
• Evdekilerin yüzüne nasıl bakarım?
Yoğun Duygulanım:
• Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi çarpıyor.
• O kadar gerginim ki midem altüst olmuş durumda.
• Çok perişan bir durumdayım.
• Bu sınava gireceğim için paniğe kapıldım, elim ayağım birbirine
dolaşıyor.
• Kendimi bir sis bulutu içinde hissediyorum, hiçbir şey bilmiyorum ve
hatırlamıyorum.
• Gözüm kararıyor, midem bulanıyor, soğuk soğuk terliyorum.
Sınav kaygısı yüksek olan öğrencilerin sınav gününden önce ve sınav günü
yaşadıkları belirtiler arasında, uykusuzluk, gerginlik, çarpıntı,
sinirlilik, karamsarlık, kâbus görme, korku, terleme, baş ağrısı, karın
ağrısı, solunumda güçlük, iştahsızlık, mide bulantısı, bitkinlik,
durgunluk gibi belirtilerle kötü not alma v.b. endişeler yer almaktadır.
Öğrenciler, sınav için sınıfta beklerken de ellerinde terleme olduğunu,
kalplerinin çok hızlı çarptığını, başlarının ya da karınlarının
ağrıdığını fark etmekte; ayrıca, gerginlik, sabırsızlık, el titremesi,
bütün bildiklerini unutma korkusu, kendine güven azalması gibi
belirtiler yaşadıklarını da ifade etmektedirler.
Sınav başladıktan sonra ise şu tür kaygı belirtileri ortaya çıkabilir:
Dikkati toplamakta, sınava başlamakta ve soruları anlamakta güçlük;
bilinen bir soruda hata yapma korkusuna bağlı yoğun heyecan, kötü not
alma beklentisi, öfke, düşünememe, sınavın kötü geçeceğine inanma,
sürenin yetmeyeceği düşüncesi, zor gelen sorularda paniğe kapılma ve
bazı fizyolojik belirtiler.
Öğrencilerin çoğu, bu endişelerin ve fizyolojik belirtilerin sınavın ilk
30–40 dakikası içinde daha yoğun yaşandığını, sınavın sonlarına doğru,
belirtilerin şiddetinde bir azalma olduğunu belirtmektedirler.
Görüldüğü gibi, yoğun sınav kaygısı içindeki kişiler, yalnızca bedensel
bazı uyarımlar yaşamakla kalmayıp, aynı zamanda performanslarının
yeterliliği konusunda da yoğun bir endişe içine girmektedirler.
Araştırmacılar, sınav başarısının düşmesinde endişe faktörünün
etkisinin, yoğun fiziksel uyarıma oranla daha fazla olduğunu
belirtmektedirler. Çünkü sınav kaygısının sınav sırasında yarattığı
olumsuz ve ketleyici etkinin odağı dikkat mekanizmasıdır. Kişinin,
potansiyelini ortaya koyabilmesi için sınav sırasında dikkatinin tümünü
sınav sorularına yöneltmesi gerekir. Ancak sınav kaygısı yüksek olan
kişilerin yaşadığı endişe, dikkatin bölünmesine ve sınavla ilgili
olmayan şeylere yönelmesine neden olur. Öğrenci, dikkatini sınava
vermekte güçlük çeker ve dikkat, sınav soruları ile kişinin kendi
performansına ilişkin yorum ve değerlendirmeleri arasında bölünür. Bir
süre sonra öğrenci, dikkatinin çoğunu akademik başarısıyla ilgili
olumsuz yorum ve değerlendirmelere yöneltir. Başarısından kuşku duyar ve
diğerlerinin kendisinden daha üstün performans göstereceğini düşünür.
Böylece sınava odaklanması gereken zihinsel enerji, hedefinden
uzaklaşıp, dağılır ve öğrencinin gösterdiği performans, potansiyelinin
çok altına düşer.
|
|